Bir darbenin romanı olur mu? Evet
olur! Uzun yılları etkileyen bir milletin kaderinde önemli olayların
başlatıcısı olursa elbette olur. Burada anlattığımız darbe, 1913 yılında,
devleti ve kendilerini tehlikede gören insanların, “denize düşen yılana
sarılır” ata sözünü doğrular ve hiç kimsenin düşünüp de cesaret edemeyeceği bir
tedbire baş vurdukları uzun yıllar içinde sık olmasa da görülmüştür. Romanını
yazdığımız darbe, işte böyle, insanların büyük çoğunluğunun cesaret edemeyerek yapmaktan
kaçınacakları bir darbedir. Çoğunluk cesaret edemez, fakat, başka hiçbir çaresi
kalmayanların azlık da olsalar yapabileceklerine inandıkları bir darbe olunca,
o darbenin romanı da olur. Darbe sözü, siyaset lügatinde “Bir ülkede baskı
kurarak zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükümeti istifa
ettirme veya rejimi değiştirecek yönetimi devirme işi.” dir. Yani, seçilmiş
ya da atanmış bir hükümetin zor kullanarak görevine son vermedir. 1913 yılı
Ocak ayında Osmanlı Devleti’nde böyle bir olay yaşanmıştır. Darbeyi yapan o dönemin güçlü siyasi
partilerinden İttihat ve Terakki Partisi’dir.
Roman, bu darbenin üzerine kurgulanmıştır.
Bu romanda, nedenler, niçinler, darbeyi yapanların ruhsal durumları,
yaşadıkları ve yapmaya karar verişleri ile birlikte, onların hayal bile edemedikleri
sonuçları, bilimsel bir tarih anlatısı yerine bir roman anlatısı içinde mercek
altına alınmıştır. Bu bir tarihi olaydır. Elbette o tarihi olayı düşünüp gerçekleştirenler
ve olayın kendisi tarihe sadık kalınarak anlatılmıştır.
Dünya tarihinde, etkileri bu kadar uzun yıllara yayılan ve sonuçları
bakımından daha sonra gerçekleşecek birçok olaya yön veren, yeni yönetim
biçimlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan çok az sayıda darbeden söz
edilebilinir. Bu bakımdan 1923 yılında yapılan sadece bir darbe değil, aybı
zamanda bir devrimin ilk kıvılcımıdır. Biraz abartarak şöyle de diyebiliriz: bu
darbe olmasaydı, belki o zaman İttihat ve Terakki Partisi olmayacak, Enver
Paşa, Talat Paşa, Cemal Paşa adlı paşalarımız da olmayacaktı. Belki de Birinci
Dünya Paylaşım savaşına girmeyecek, bir kurtuluş savaşı verme mecburiyetinde
olmayacak ve belki de. Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti devleti de olmayacaktı…
Bu yüzden bu darbenin romanını yazmayı düşündüm. İyi mi oldu? Kötü mü
oldu? Tartışılsın istedim. Konu hakkında yazılanların hiçbirinde, eski ya da yeni böyle bir tartışmaya
rastlamadım. Bu konu, bana göre,
tartışılması gereken bir konu; çünkü, yaşanmış bir olay, ders çıkarmak gerekir
diye düşünüyorum.
Kitabım, sadece düşünce ürünüdür. Hiç kimseyi ya da hiçbir kurumu yüceltmek
ya da yermek amacı taşımamaktadır. Birazı da elbette kurgudur. Fakat, bu olay
kim ne derse desin, çok önemli sonuçları olan bir olay olduğu için
öğrenilmesini ve anlaşılmasını istedim…